Sitemize Hoş Geldiniz ------Sitemizdeki Konu Sayısı 1400'ün üzerine çıkmıştır Bir çok deney ve araştırma konularımız sizin ilginizi çekebilir SİTEDE ARAMA YAPMAK İÇİN YANDAKİ ARAMA KUTUSUNU KULLANIN Aşağıdaki kayan resim menüsüne de İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK konuları ekleyeceğim

Sebze fidelerini güneşe göre en verimli dikim yönü hangisi

0 yorum




Sebze fidelerini dikerken yön seçimi, bitkilerin gün boyu alacağı ışık miktarını ve birbirlerine gölge yapıp yapmayacaklarını belirleyen en kritik faktördür. Verimi maksimize etmek için genel kural Kuzey-Güney doğrultusudur.

İşte en verimli dikim yönü ve nedenleri:

1. Kuzey-Güney Doğrultusu (Altın Kural)

Sıraları kuzeyden güneye doğru oluşturduğunuzda, güneş doğudan yükselip batıdan batarken bitkilerin her iki tarafı da eşit miktarda ışık alır.

  • Sabah: Güneş doğudan gelirken sıraların bir yüzünü ısıtır.

  • Öğle: Güneş tam tepedeyken tüm bitkiler maksimum ışık alır.

  • Öğleden Sonra: Güneş batıya geçerken bitkilerin diğer yüzü ışık almaya devam eder.

  • Sonuç: Bitkiler birbirini gölgelemez, fotosentez kapasitesi artar ve toprak daha dengeli ısınır.

2. Boy Sırasına Göre Dizilim

Sadece yön değil, fidelerin birbirine göre konumu da önemlidir. "Merdiven" yöntemini uygulayarak gölge yönetimini kontrol edebilirsiniz:

  • Kuzey Tarafına: En uzun boylu bitkileri (mısır, sırık fasulye, yüksek domatesler) dikin.

  • Güney Tarafına: En kısa boylu bitkileri (marul, çilek, ıspanak) dikin.

  • Neden: Bu sayede uzun boylu bitkiler, kısa boyluların güneşini kesmemiş olur.


İstisnai Durumlar: Ne Zaman Doğu-Batı Tercih Edilmeli?

Bazı özel durumlarda sıraları doğudan batıya çevirmek daha mantıklı olabilir:

  • Aşırı Sıcak İklimler: Eğer bölgeniz çok sıcaksa ve marul, ıspanak gibi serin iklim sebzeleri yetiştiriyorsanız; domates gibi uzun bitkileri bu hassas bitkilerin güneyine dikerek onlara "doğal gölgelik" sağlayabilirsiniz.

  • Eğimli Araziler: Eğer araziniz eğimliyse, güneşten ziyade erozyon ve su yönetimi önceliklidir. Bu durumda sıralar eğime dik (kontur dikim) olmalıdır.

  • Rüzgar Koruması: Çok şiddetli ve sürekli esen bir rüzgar varsa, bitkilerin kırılmaması için rüzgarın geliş yönüne göre bir düzenleme yapılabilir.

Özet Tavsiye

Eğer düz bir arazideyseniz ve standart sebzeler (domates, biber, patlıcan vb.) yetiştiriyorsanız, sıralarınızı Kuzey-Güney yönünde açın. Bu, mahsul kalitesini ve miktarını doğrudan artıran, profesyonel tarımda da uygulanan en verimli yöntemdir.

Bahçenizin alanı dar mı yoksa geniş bir tarlaya mı ekim yapacaksınız? Alanın fiziksel koşullarına göre daha spesifik bir yerleşim planı hazırlayabiliriz.



Devamı...

F1 mısır tohumdan kendi genetik tohumunu üretmek

0 yorum

 



Eyyup, F2 neslinden güzel bir mısır cinsi yakalamak istiyorsan, bu aslında sabır, gözlem ve seçici yüreklilik isteyen bir “tohum terbiyesi” yolculuğudur. İşte sana özel, adım adım bir öneri planı:


---


🌱 1. F2 Tohumları Genişçe Ekimle Başla

- F1 hibritlerden elde ettiğin F2 tohumları mümkün olduğunca çok sayıda ek.

- Ne kadar çok birey gözlemlersen, o kadar fazla genetik varyasyon görürsün.

- Bu çeşitlilik içinde “sürpriz güzellikler” saklıdır: iri koçan, tatlılık, dayanıklılık, estetik yapı…


---


👁️ 2. Gözlem Defteri Tut

- Her bitkiyi numaralandır (örneğin: F2-01, F2-02…).

- Şu özellikleri not al:

  - Koçan boyu ve dolgunluğu

  - Tane sıraları ve uç doldurma

  - Tat ve yumuşaklık (haşlayarak test et)

  - Bitki boyu ve dayanıklılığı

  - Hastalık belirtisi olup olmadığı

- Bu gözlemler senin tohumluk seçim pusulan olacak.


---


🌟 3. En İyi Bireyleri Seç ve İzole Et

- En beğendiğin 5–10 bireyi seç.

- Bu bitkilerin polenlerinin birbirine karışmasını sağla (mümkünse diğerlerinden uzak tut).

- Bu bireylerden tohum al: bunlar senin F3 adayların olacak.


---


🔁 4. F3’te Tekrar Gözlem ve Seçim Yap

- F3 neslini ek, tekrar gözlemle.

- Eğer özellikler sabitlenmeye başlıyorsa (örneğin tatlılık ve koçan yapısı korunuyorsa), doğru yoldasın.

- Bu süreci 3–5 yıl tekrarlarsan, kendi sabit tohum çeşidini oluşturabilirsin.


---


🧬 5. İsim Ver, Hikâyeleştir

- Bu çeşit senin emeğin, sabrın ve niyetinle oluşacak.

- Ona bir isim ver: belki “çok tatlı  Bereket Mısırı” ya da “mısırımsı tatlı ” gibi…

- Her yıl bu tohumu yaşatmak, bir manevi miras gibi olur.


---


🛠️ Pratik İpuçları


- Tohumluk koçanları en alttan değil, orta seviyeden seç.

- Hasat sonrası tohumları gölge ve serin yerde kurut.

- Tohumları nem geçirmez bez torbalarda sakla, üzerine yıl ve birey kodunu yaz.


İyi çalışmalar




Devamı...

Kışları çok soğuk yazları çok sıcak bölgelerde çikek yetiştiriciliği

0 yorum

 




Ben çilek yetiştirmek istiyorum ama bir türlü istediğim sonucu elde edemedim .İlk baharda çilekler çok güzel oluyor sonra çikek sararıyor bölgem yazın aşırı sıcak kışın çok soğuk ne önerirsin nasıl beslemeliyim veya nasıl korumalıyım.?

Çilek yetiştiriciliğinde karşılaştığınız bu durum, özellikle yazın aşırı sıcak ve kışın çok soğuk olan bölgelerde oldukça yaygın. İlkbahardaki verimin ardından yaz sıcaklarında sararma yaşanması, genellikle yüksek sıcaklık, yanlış sulama, besin eksikliği veya hastalık/zararlı kaynaklı stresten kaynaklanır.

İstediğiniz sonucu elde etmeniz için bölgenizin zorlu iklim koşullarına uygun bir strateji izlemeniz gerekiyor. İşte size hem besleme hem de koruma için kapsamlı öneriler:

1. Yazın Aşırı Sıcağa Karşı Koruma ve Sulama

Yaz aylarında çileğinizi korumak, verimin devamlılığı için kritik öneme sahip. Çilek için optimal sıcaklık 20-21°C civarındadır; sıcaklık 25°C'nin üzerine çıktığında stres başlar.

 * Gölgeleme: Aşırı sıcaklarda gölgeleme yapmanız şarttır. Özellikle öğle güneşinin en yakıcı olduğu saatlerde bitkilerinizi direkt güneş ışığından korumak için gölgeleme filesi kullanabilirsiniz. Bu, hem sıcaklığı düşürür hem de yaprakların yanmasını ve sararmasını önler.

 * Malçlama (Örtüleme): Toprak sıcaklığını dengelemek ve nemi korumak için malçlama (örtüleme) yapın. Saman, kuru yaprak veya siyah plastik malç kullanabilirsiniz. Bu, yazın toprağın aşırı ısınmasını engellerken, kışın da kökleri dondan korumaya yardımcı olur. Ayrıca yabani ot kontrolüne de destek olur.

 * Sulama Düzeni: Aşırı veya yetersiz sulama yazın sararmanın en büyük nedenidir.

   * Sıcaklarda Sık ve Az Sulama: Yüksek sıcaklıkta toprağın sürekli hafif nemli kalması önemlidir, ancak aşırı ıslak olmamalıdır (aşırı ıslaklık kök çürümesine ve sararmaya yol açar).

   * Damlama Sulama: Mümkünse damlama sulama sistemini tercih edin. Bu, suyun doğrudan kök bölgesine ulaşmasını sağlar ve yaprakların ıslanmasını engelleyerek mantari hastalık riskini azaltır.

   * Sulama Zamanı: Sulamayı sabah erken saatlerde veya akşam geç saatlerde yapın. Öğle sıcağında sulama, buharlaşmayı artırır ve bitkiyi strese sokabilir.

2. Kışın Çok Soğuğa Karşı Koruma

Çilek bitkisi -10°C'ye kadar dayanabilir, ancak daha soğuk bölgelerde ek koruma gereklidir.

 * Malçlama: Yazın yaptığınız gibi, kışa girerken saman veya kuru yaprak ile çilek fidelerinin üzerini ve etrafını kalın bir tabaka halinde örtün. Bu, köklerin dondan zarar görmesini engeller.

 * Tünel/Örtü Altı: Bölgenizde kışlar çok sert geçiyorsa, bitkileri alçak tüneller veya plastik örtüler ile koruma altına almak, hem dondan korur hem de ilkbaharda erken ürün almanıza yardımcı olabilir.

3. Besleme ve Gübreleme Önerileri

Yaprak sararması genellikle besin eksikliğinin (özellikle Azot ve Demir) veya yanlış toprak pH'ının (yüksek kireç oranı) bir göstergesi olabilir.

 * Toprak Analizi: Eğer imkanınız varsa, yetiştirmeye başlamadan önce toprak analizi yaptırmak en doğrusudur. Çilek, pH değeri 5.5 - 6.5 arasındaki hafif asidik, humuslu ve süzek toprakları sever. Kireçli topraklar uygun değildir.

 * Temel Besinler:

   * Azot (N): Bitkinin gelişimi ve yeşil aksamı için önemlidir. Dikimden bir ay sonra başlayıp hasat sonuna kadar düzenli olarak, özellikle bahar ve yaz aylarında dengeli biçimde verilmelidir. Sararan yapraklar Azot eksikliğini işaret edebilir.

   * Potasyum (K): Meyve kalitesi, tadı, aroması ve kış soğuklarına dayanıklılık için kritik öneme sahiptir.

   * Fosfor (P): Kök gelişimi ve çiçeklenmeden önce gereklidir.

 * İz Elementler (Demir ve Mangan): Yazın sararma, toprakta yeterli Demir veya Mangan olmasına rağmen, pH'ın yüksek olması nedeniyle bitkinin bu elementi alamamasından kaynaklanabilir (Kloroz).

   * Bu durumda demir şelatı (EDTA) içeren gübreleri veya bitki besin takviyelerini yapraktan veya sulama suyuyla vermeyi deneyebilirsiniz.

 * Organik Gübreler: Toprağınızı zenginleştirmek için dikim öncesi iyi yanmış çiftlik gübresi veya kompost kullanın.

4. Çeşit Seçimi

Bölgenizin iklimine daha dayanıklı çilek çeşitlerini araştırmanız faydalı olabilir.

 * Sizin gibi hem yazın sıcak hem kışın soğuk olan bölgeler için soğuklamaya ihtiyaç duyan (kısa gün) çeşitler veya sıcaklık değişimlerine daha toleranslı gün nötr çeşitler daha uygun olabilir. Yerel tarım danışmanlarına veya fide üreticilerine danışarak bölgeniz için en uygun çeşidi seçin.

Özetle: İlkbaharda iyi sonuç almanız, bölgenizin çilek yetiştirmeye uygun olduğunu gösteriyor. Ancak yazın başlayan sorun yüksek sıcaklık, dengesiz sulama veya besin eksikliği ile yakından ilgilidir. Gölgeleme, malçlama, düzenli ve ölçülü sulama ile Potasyum ve Demir takviyesine odaklanarak bu sorunları aşabilirsiniz.


Aşırı sıcak yazlar ve çok soğuk kışlar olan bölgeniz için, sorun yaşadığınız yaz sıcağına dayanıklı ve kış soğuklarına karşı korunabilen çeşitlere odaklanmalıyız.

Size iki ana kategoriden iki popüler çeşidi önereceğim: Biri daha geleneksel, diğeri ise yaz boyu verim alabileceğiniz bir çeşit.

1. Gün Nötr (Yediveren) Çeşitler: Albion ve Portola

Bu çeşitler, özellikle yaz aylarında yaşanan verim ve sararma sorununu çözmek için en iyi tercihlerdir. "Yediveren" olarak da bilinirler, çünkü gün uzunluğuna bağlı kalmadan (gün nötr) yılın büyük bir bölümünde çiçek açıp meyve verebilirler.

a. Albion

 * Özellikleri: Çilek piyasasında kalitesiyle öne çıkan, orta derecede gün nötr bir çeşittir.

 * Avantajları:

   * Mükemmel Meyve Kalitesi: Meyveleri iri, parlak kırmızı, sert ve çok iyi bir tada sahiptir. Sofralık tüketim için idealdir.

   * Sezon Boyu Verim: İlkbahardan sonbahara kadar sürekli meyve verir.

   * Hastalık Dayanımı: Antraknoz, Verticillium ve Fitofitora gibi önemli hastalıklara karşı oldukça dayanıklıdır.

 * Neden Sizin İçin Uygun: Serin ve ılıman bölgelere iyi uyum sağlaması, meyve kalitesini sıcak sezon boyunca koruması ve hastalık direnci sayesinde zorlu iklim koşullarında daha az strese girer.

b. Portola

 * Özellikleri: Yüksek verimli, güçlü bitki yapısına sahip bir gün nötr çeşittir.

 * Avantajları:

   * Yüksek Verim: Albion'a göre daha yüksek verim potansiyeline sahiptir.

   * Hızlı Uygunluk: Her türlü toprakta yetişebilmesi ve güçlü çiçeklenmesi sayesinde yaz dikimine de iyi uyum sağlayabilir.

 * Neden Sizin İçin Uygun: Güçlü bitki yapısı sayesinde değişken sıcaklıklara daha iyi adapte olabilir ve yaz boyu ürün almanızı sağlar.

2. Kısa Gün (Erkenci) Çeşit: Balcalı-1 veya Honeoye

Eğer ilkbahar dönemindeki iyi verimi maksimuma çıkarmak ve bitkiyi yazın daha çok koruma altına almak isterseniz, kışa ve soğuğa dayanıklı kısa gün çeşitlerini tercih edebilirsiniz.

a. Balcalı-1

 * Özellikleri: Akdeniz iklimi ve kışları soğuk bölgeler için uygun olduğu belirtilen yerli bir çeşittir.

 * Avantajları:

   * İklim Uyumu: Zorlu iklim koşulları için özel olarak tavsiye edilir.

   * Meyve Özellikleri: Meyve eti sert, aroması iyi, sofralık bir çeşittir. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır.

b. Honeoye

 * Özellikleri: Soğuk bölgelere uygun bir çeşit olarak bilinir.

 * Avantajları:

   * Soğuğa Dayanım: Kış soğuklarına karşı güçlü bir direnç gösterir.

   * Kalite: Aroması iyi, meyve eti serttir. Derin dondurma ve sanayiye uygundur.

Nihai Tavsiye

Sizin asıl sorununuz yazın sararma ve verim kaybı olduğu için, ilk tercihiniz Albion veya Portola gibi Gün Nötr (Yediveren) bir çeşit olmalıdır. Bu çeşitler sayesinde yaz boyunca hasat yapabilir ve sıcaklık stresine karşı daha dayanıklı bir performans sergileyebilirler.

Önemli Not: Bölgenizin mikro iklimi çok önemlidir. Fide almadan önce, yakınınızdaki yerel bir tarım danışmanına veya çilek fidesi satıcısına danışarak, bu önerilen çeşitlerden hangisinin sizin bölgenizde en iyi verimi verdiğini teyit etmeniz en doğru adım olacaktır.



Umarım bu önerilerle bir sonraki hasat mevsiminiz daha verimli olur! Başarılar dilerim.




Devamı...

Yapay zeka ile İdeal toprak nasıl olmalı analiz

0 yorum

 


İdeal Toprak Analiz Raporu

Bu rapor, tarım ve bahçecilik için ideal bir toprağın özelliklerini tanımlayan bir toprak analiz raporunu temsil etmektedir. İdeal toprak, bitki büyümesi için uygun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahip olmalıdır. Aşağıda, ideal bir toprağın temel parametreleri ve analiz sonuçları sunulmuştur.

1. Fiziksel Özellikler

  • Doku: Killi-tınlı (loam)

    • İdeal toprak, %40 kum, %40 silt ve %20 kil içeren dengeli bir dokuya sahiptir. Bu, su tutma kapasitesi ile drenaj arasında mükemmel bir denge sağlar.

  • Yapı: Taneli (granüler)

    • Toprak agregatları iyi gelişmiş, hava ve su hareketini kolaylaştıran bir yapıya sahiptir.

  • Porozite: %50-60

    • Toprakta yeterli gözenek alanı, köklerin hava almasını ve suyun sızmasını sağlar.

  • Su Tutma Kapasitesi: %25-35

    • Toprak, bitkilerin ihtiyaç duyduğu suyu tutar, ancak fazla suyun drenajını sağlar.

  • Toprak Derinliği: >100 cm

    • Derin toprak, kök gelişimi için uygun bir ortam sunar.

2. Kimyasal Özellikler

  • pH: 6.0 - 7.0

    • Çoğu bitki için ideal pH aralığı, besin elementlerinin alınabilirliğini maksimize eder.

  • Organik Madde İçeriği: %3-5

    • Organik madde, toprağın verimliliğini artırır ve mikrobiyal aktiviteyi destekler.

  • Toplam Azot (N): 0.2-0.5%

    • Bitki büyümesi için yeterli azot mevcuttur.

  • Fosfor (P): 20-30 mg/kg (Olsen yöntemi)

    • Fosfor, kök gelişimi ve çiçeklenme için uygundur.

  • Potasyum (K): 150-250 mg/kg

    • Potasyum, bitki sağlığı ve stres direnci için yeterlidir.

  • Kalsiyum (Ca): 1000-2000 mg/kg

    • Hücre duvarı gelişimi için uygun seviyede.

  • Magnezyum (Mg): 100-200 mg/kg

    • Fotosentez için gerekli.

  • Tuzluluk (EC): <1.0 dS/m

    • Düşük tuzluluk, bitki büyümesini engellemez.

  • Katyon Değişim Kapasitesi (KDK): 15-25 meq/100g

    • Toprağın besin tutma kapasitesi yüksektir.

3. Biyolojik Özellikler

  • Mikrobiyal Aktivite: Yüksek

    • Toprakta yararlı bakteriler, mantarlar ve solucanlar gibi organizmalar bulunur, bu da organik maddenin ayrışmasını ve besin döngüsünü destekler.

  • Toprak Solucanları: 10-20 adet/m²

    • Solucanlar, toprağın havalanmasını ve organik madde dönüşümünü sağlar.

4. Besin Elementlerinin Alınabilirliği

  • Mikro Elementler:

    • Demir (Fe): 4-10 mg/kg

    • Mangan (Mn): 2-5 mg/kg

    • Çinko (Zn): 1-2 mg/kg

    • Bakır (Cu): 0.5-1 mg/kg

    • Bor (B): 0.5-1 mg/kg

    • Tüm mikro elementler bitkiler için uygun seviyelerde bulunur.

5. Genel Değerlendirme

Bu toprak, tarım ve bahçecilik için ideal özelliklere sahiptir. Dengeli dokusu, uygun pH seviyesi, yüksek organik madde içeriği ve zengin mikrobiyal aktivite, bitki büyümesi için optimum bir ortam sağlar. Toprağın düzenli olarak organik gübrelerle desteklenmesi ve erozyona karşı korunması önerilir.

6. Öneriler

  • Gübreleme: Organik kompost veya iyi ayrışmış gübre ile organik madde içeriğini koruyun.

  • pH Düzenlemesi: Gerekirse kireç veya kükürt uygulaması ile pH’ı ideal aralıkta tutun.

  • Sulama: Aşırı sulamadan kaçının, drenajı kontrol edin.

  • Toprak İşleme: Aşırı işlemeyi önleyin, toprağın yapısını korumak için minimum müdahale tercih edin.



Devamı...

ÖKSE OTU (Viscum album)

0 yorum

 



   Diğer adları: Burç, armut otu, çekem, ökselek, purçak. Yıl boyunca yapraklı olan ağaçların ve çamların üstünde top gibi bir çalılık alarak oturur; mükemmel bir şifalı bitkidir. Her zaman yeşil olan yaprakları deriye benzer sarı yeşil renktedir. Meyvesi beyaz ve hafif yapışkandır. Kuşlar bu tohumları, gagalarını bu bitkinin dallarında keskinleştirirken ve hazmedemedikleri tohumları dışkılarken çayırlara dağıtırlar. Ancak bu şekilde üreyebilmektedir çünkü tohumunu alıp suya veya toprağa ektiğinizde tohumların yeşermediği görülür.

    Eski bir büyü ve şifa bitkisi olan ökse otu pek gizemlidir. Druidler (Hıristiyanlık öncesi çağda Galler, İngiltere ve İrlanda'da faaliyet gösteren mistik tarikat) her hastalığı ortadan kaldıran kutsal bir bitki olarak ona saygı gösterirlerdi. Büyük bir törenle toplanır ve dalından altın bir bıçakla kesilirdi.

   Eski şifalı bitki hekimleri onu saranın harika ve etkin bir şifası olarak kullanırlardı. Bu reçete, “Kneipp” takipçisi bir doktor olan Dr. Bohn tarafından da doğrulanmaktadır. Dr.Bohn,kronik kramp ve isteriye karşı da ökse otunu tavsiye eder.



   Ufak sapları ve yaprakları kurutulmak üzere ufak ufak kesilir. Ancak ekimbaşlarından, aralık ayının ortasına kadar, daha sonra mart ve nisan aylarında toplananlarda şifa vardır. Geri kalan zamanda toplanan ökse otu faydasızdır. Meşe ve kavak ağaçlan üstünde yetişenlerde en yüksek şifa tesiri vardır ama çam ve meyve ağaçlarında yetişen ökse otu da tıbbî açıdan çok kuvvetlidir. Toplama konusunda bir tüyo daha: mart ve nisan aylarında kuşlar yapışkan meyveleri kış boyu yedikleri için, toplanması daha kolay olur.

    Bana, ökse otu zehirli olmasına karşın onu neden bu kadar çok övdüğümü hep sorarlar. Ökse'nin zehirli olan kısımları meyveleridir. Onları yemeye kalkan zehirlenir, ama sap ve yaprakları tertemizdir. Ama bu meyvelerden yağ ile karıştırılıp bir krem yapılırsa donmuş uzuvlar (bkz. “Kullanım”) için harika bir canlandırıcı olur. Burnunda mayasıl olan bir köylü kadın, kış boyunca mavi kırmızı renkli burnu ile utancından sokağa bile çıkamıyordu. Durumu yıldan yıla kötüleşiyordu. Ona bu zehirli taze meyveleri toplayıp bir lapa yapmasını ve burnuna koymasını tavsiye ettim. Kulağa inanılmaz gibi geliyor ama, burnu birkaç gün sonra normale dönmüştü.

Ökse otu,salgı bezi sistemine çok faydalı olduğu için harika bir metabolizma ilâcıdır. Aynı şekilde
pankreası da etkiler;şeker hastalan ökse otu çayı kürüne uzun süre devam ederlerse, şeker hastalığı yok olur. Tüm kronik metabolizma rahatsızlıklarından mustarip kişiler altı ay devamlı ökse otu çayı içmelidirler. Bu çay hormon düzensizliklerinde de çok başarılıdır. Bu hâlde, günde en az sabah ve akşam olmak üzere iki fincan çay içilmelidir.

  Damar sertliği için çok faydalıdır. Her yıl belli miktarda içilirse inme, nüzul gibi tehlikeleri önler. Bu felaketli hâl birinin başına gelirse altı hafta boyunca günde üç fincan, üç hafta boyunca günde iki fincan, iki hafta boyunca bir fincan çay içsin. Birinci fincanın yarısını sabah kahvaltılarından önce, yarısını sonra, ikinci fincanın yine yarısını öğle yemeğinden önce, kalan yarısını yemekten sonra ve aynısını da akşam yemeğinde kullanmalıdır.




Öksenin kan dindirme kabiliyeti de vardır. Soğuk olarak buruna çekilirse burun kanamasını da durdurur. Sıcak çay olarak akciğer kanaması veya tifo ile dizanteriden meydana gelen bağırsak kanamalarını durdurur.

   En yararlı olduğu hastalık, kalp ve dolaşım bozukluklarıdır. Dolaşım rahatsızlıklarında ökse otunu ne kadar övsem, az gelir. Tüm beden dengesini normal hâlde tutmak kabiliyetinde olduğundan meselâ
yüksek tansiyonu indirir veya düşük tansiyonu yükseltir. Bu şekilde kalbe yardımcı olur.
  Başa kan hücum etmesi, tazyik, kulak uğultusu, görme bozuklukları, baş dönmesi hemen geçer. Tüm kalp hastalıklarına iyi gelir, her çeşit dolaşım bozukluklarında ve kalp hastalığında en büyük yardımcımızdır. Bugünkü hayat şartlarında ökse otuna şiddetle ihtiyacımız vardır.

   Pek çok kişi mektup yazarak yüksek tansiyon, dolaşım bozukluğu, yorgunluk,kalp rahatsızlığı, ritim bozukluğu, baş dönmesi, çalışma isteksizliği hâllerinde ökse otunun kısa zamanda şifa vermesinden dolayı bana teşekkür ediyorlar. Soğuk hazırlanmış üç fincan çay gün boyu yudum yudum içildiğinde kalbinizi ve kan dolaşımınızı normal hâle getirir ve iş görme becerinizi artırır. Aslında herkesin yılda bir kere altı haftalık ökse otu kürü yapması çok faydalıdır. İlk üç hafta günde 3 fincan, iki hafta günde 2 fincan, üçüncü hafta ise günde 1 fincan içilir. Bu, altı hafta içinde tüm kan dolaşımını en düzgün hâle getirir. Tansiyon da düzelir. Bu güzel hâli korumak için yıl boyunca günde 1 fincan çay içilirse, daha da iyi olur.

    Mainz, Almanya şehrinden bir bey düşük tansiyonu yüzünden, artık neredeyse iş yapamayacak hâle gelmişti. Farklı doktorları denemiş ama bir türlü iyileşememiş. Benim ökse otunun yüksek tansiyonu düşürdüğü ve düşük tansiyonu yükselttiğine dair tavsiyem ona pek şüpheli gelmiş. En kuvvetli oldukları Nisan ayında küre başlamış, bir kaç ay içinde tansiyonu normalleşince, benim konferans tarihimi tespit ederek, gelip ön sıralardan birine oturmuş. Çok kimselerin yaptığı gibi konferansta tansiyon bahsinde yanıma çıkıp alkış topladı.

   Kadınlar bu bitkiye başvurmalıdırlar, çünkü âdetleri düzene sokar ve rahimi dinlendirir. Lohusa kanamalarını durdurur.Menopoz yıllarında kalp çarpıntısı, ateş basması, endişe ve nefes darlığ
ı hâllerinde bu bitkiyi birkaç yıl boyunca içmek lâzımdır. Bu şekilde âdetten kesilmenin verdiği sıkıntılar hiç olmamış gibi olur. Taze ökse otu suyu, kadının kısırlığını yok eder; bu taze sudan her gün kahvaltıdan yarım saat önce 25 damla, akşam ise yatmadan önce günde 25 damla biraz su içerisinde alınmalıdır.

   Bir süre önce İngiltere'de yayımlanan bir sağlık bülteninde 50 yaşın üzerindeki kadınların tansiyon düşürücü hapları uzun süre kullandıklarında göğüs kanserine yakalandıkları yazılıydı, ökse Otu bitkisi varken bu hapları almak niye?

Son zamanlarda geleneksel tıp ökse otunu kansere karşı koruyucu olmak kullanmaya başlamış. Artık şifalı bitkilerin sadece bedeni zararlı maddelerden arındırmakta değil, hastalıkları önlemede de ne kadar faydalı olduklarım tekrar tekrar kanıtlıyorlar. Şifalı bitkileri kullanıp, bedeninize bir iyilik yapın; onlar sizi sağlıklı ve güçlü kılacaktır.

KULLANIM
Çay:
Ökse otu çayı soğuk demlenir. 1/4 litre soğuk su içerisine bir dolu tatlı kaşığı ökse otunu geceden koyun. Sabah hafifçe ılıtın ve süzün. Eğer gün boyunca çok miktar lâzımsa termosta bulundurmalı ve her seferinde termos sıcak sudan geçirilmelidir.

Hülasa:
Almanya ve Avusturya'da hazır satılmaktadır.

Taze suyu:
Taze yaprak ve sapları yıkanır ve ıslakken ezilir.

Krem:
Taze beyaz ökse otu meyveleri hayvan yağında karıştırılır (mayasıl için kullanılır).

Kaynak:Maria Treben TANRI'NIN ECZANESİNDEN SAĞLIK


Devamı...

Kabalak Otu- BÜYÜK FARFARA (Petasites officinalis)

0 yorum


Diğer adları: Deve tabanı

Büyük farfara, nehir ve korulukların kıyılarında, koyak ve çalılık çayırlarda yetişir. Farfara ile aynı ailedendir ama görünüşü çok daha büyüktür. Bazen yapraklarının her biri bir şapka kadar büyük olabilir; alt kısımları ise gri renkli bir tüy ile kaplıdır. Kirli beyaz veya açık pembe rengindeki sepet şekline benzeyen çiçekleri sapın en üst sıkışık biçimde yer alır.

Bu cinsin ateş düşüren ve veba salgını zamanında büyük ün kazanan kökleri, çiçeklenme başlamadan
önce sökülür ve kökten hazırlanan çay ateş, nefes darlığı, gut, sara için kullanılır. Gün boyu,
bir veya iki fincan yudum yudum içilir.

Büyük, taze yapraklar da burkulma, eklem kayması ve ayak ağrısı kadar ateş, her çeşit
yanık, ağır yaralar ve yaralariçin de kullanılır.

KULLANIM
Çay:
Gece boyunca soğuk suda ıslatılan köklerden bir silme tatlı kaşığı kadarı, sabah ısıtılır ve süzülür.

Kompres:
Taze, yıkanmış yapraklar oklava ile ezilir ve yaraların üstüne konur.Bu, günde birkaç defa tekrarlanır.

Kaynak:
Maria Treben TANRI'NIN ECZANESİNDEN SAĞLIK

1. Migren Ağrılarının Önlenmesi


Kabalak tüketimi migren, baş ağrısını önlemek için son derece faydalıdır. Devetabanı kökünden elde edilen belirli bir özü 16 haftadan uzun süre kullanmak, migren baş ağrılarının sayısını, sertliğini ve sürdükleri süreleri azaltabilir. Kabalak özü, migren baş ağrılarının sayısını neredeyse yarı yarıya azaltır. En iyi sonuçlar için günde iki kez en az 75 mg'lık dozlar gerekli görülmektedir.

 

2. Anti-Enflamatuar Özellikler

 

Kabalak’ta bulunan besinler, iltihaplanmanın anında azaltılması için son derece faydalıdır. Hepimizin bildiği gibi, iltihaplanma vücudumuzda zamanında iyileştirilmesi gereken tehlikeli şeylerden biridir, aksi takdirde vücudunuzu yavaş yavaş yıpratabilir. Gut, romatizma ve kalp rahatsızlıklarından muzdaripseniz, hastalıktan ağrısız ve hızlı bir şekilde kurtulmak ve uzun vadeli sağlığınızı iyileştirmek için kabalak (devetabanı) otu ile anti-inflamatuar tedavi gereklidir.

 

3. Soğuk Algınlığı

 

Kabalak (devetabanı), solunum yolları ve burun boşlukları yoluyla balgam ve mukusun atılmasını teşvik etmeye yardımcı olduğu için güçlü balgam söktürücülerden biri olarak tanımlanır. Balgam ve mukus, bakterilerin kalması ve gelişmesi için mükemmel yerlerdir, bu nedenle hastalık için bu sıcak noktaları ortadan kaldırmak, hastaysanız iyileşme sürecini hızlandırabilir ve sağlıklıysanız hastalanmanızı önleyebilir.

 

4. Alerjik Reaksiyonlar

 

Alerjik reaksiyonlar çoğumuz için gerçekten ciddi bir sorundur. Birkaç dakika dışarı çıkarsak, kuru kaşıntılı gözler, şiddetli hapşırma ve çeşitli başka belirtiler getirebilir. Bu tür fiziksel semptomlar, zararsız olsa bile belirli bir maddeyle karşılaştığımızda vücudumuzda salınan histaminlerden kaynaklanmaktadır. Kabalak (devetabanı), antihistaminik bir elementtir; bu nedenle alerjik reaksiyonlarını açıkça önleyebilir veya en azından şiddetini önemli ölçüde azaltabilir.

5. Ateşi Azaltır

 

Ateşi azaltmak için az miktarda kabalak (devetabanı) kullanılır, böylece bir hastalıktan sonra iyileşme sürecini hızlandırır. Bitkinin anti-enflamatuar yapısı nedeniyle, aynı zamanda hastalık tedavisindeki rolü nedeniyle güçlü bir bağışıklık sistemini güçlendiricidir.

 

6. Spazmlar ve Ağrı

 

Kabalak (devetabanı), yeterince ilgi görmeyen bazı spazmodik ve analjezik özelliklerden oluşur. Kronik ağrınız, irritabl bağırsaklarınız varsa, bir hastalık ya da yaralanma söz konusu ise kabalak (devetabanı) özü, uygun miktarlarda kullanıldığında, bu durumları hızla gidermenize yardımcı olur.

7. Kas Bozuklukları

 

Kabalak (devetabanı)’ın içerdiği potasyum, düzenli kas kasılmasında önemli bir rol oynar. Kasların düzenli olarak kasılması ve gevşemesi için yeterli miktarda potasyum gereklidir. İnsan vücudunda bulunan potasyum iyonlarının çoğu kas hücrelerinde bulunur. Optimum kas ve sinir işlevini sürdürür, kasların ve beynin sinirsel bağlantısını teşvik ettiği için reflekslerimizi hızlı tutmaya yardımcı olur!

 

8. Şeker Seviyesi

 

Kabalak (devetabanı), insan kanındaki şeker seviyesini kontrol etmede etkinlik gösteren önemli miktarda manganez içerir. Ayrıca şeker hastalığı gibi bazı hastalıkların ortaya çıkmasını engeller. Kandaki şeker seviyesini yönetmek için manganez, insülin sentezini ve sekresyonunu düzenler. Kan şekerinin öngörülemeyen düşüşü daha iyi kontrol edilebilir ve şeker hastaları için daha normal ve fonksiyonel bir yaşam sağlar.

 

9. Enerji Desteği

 

Kabalakta bulunan bakır, enerji üretiminde iki ana rol oynar. İlk olarak, demirin kırmızı kan hücrelerine karışmasına yardımcı olacak ve kansızlığı önleyecektir. İkincisi, hücrelerin içindeki karbonhidratlardan enerji üretmeye yardımcı olur. Bakırın her iki kullanımı da demir gerektirir, çünkü bakır eksikliği semptomları düşük demir alım semptomları ile aynıdır. 

 

10. Premenstrüel Depresyonu Önler

 

Kabalak (devetabanı)’ta bulunan kalsiyum, hipertansiyon, duygudurum dalgalanmaları, baş dönmesi ve diğerleri gibi adet öncesi sendromun semptomlarını azaltmak için son derece faydalıdır. Yetersiz miktarda kalsiyum, adet öncesi ruh hali değişimlerinin yanı sıra depresyon ve sinirlilikten sorumlu olan hormonların salınımını aktive edebilir.

 

11. Tiroid Bezleri

 

Kabalakta bulunan bakır, tiroid bezinin düzgün çalışmasını sağlamada önemli bir rol oynar. Bununla birlikte, fazla bakır aynı zamanda tiroid bozukluğunun ana nedenidir, bu nedenle kanda çok dengeli bir bakır seviyesine ihtiyacınız vardır, aksi takdirde hormonal aktivite dengesiz olur ve hipertiroidizm veya hipotiroidizm belirtileri geliştirebilirsiniz.

 

12.Yüksek Kan Basıncının Tedavisine Yardımcı Olur

 

Farklı araştırmalar, Kabalak (devetabanı)’ta bulunan B6 vitamininin halihazırda yüksek tansiyonu olan kişilerde kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu kanıtlamıştır. B6 vitamini kan akışını artırmaya yardımcı olur, arterlerdeki birikimi azaltır ve kalp hastalığının yaygın sorunlarını önlemeye yardımcı olur.

 

13. Astımı Önler

 

Kronik astımı olan kişiler, bronş kaslarını gevşetmeye ve solunumu düzenlemeye yardımcı olan magnezyum takviyeleri yardımıyla nefeslerini düzenleyebilirler. Nefes darlığı ve hırıltı intravenöz, magnezyum uygulamasıyla giderilebilir.

 

14. Bağışıklığı Artırır

 

Araştırmalar, Kabalak (devetabanı)'nında bulunan selenyumun bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olduğu ve ayrıca HIV gibi virüslerin gelişimini önlemede ana besin maddesi olabileceği sonucuna varmıştır. Halihazırda HIV kapmış hastalarda selenyumun, hastalığın AIDS'e dönüşmesini yavaşlatmada son derece değerli olduğu gösterilmiştir.


Kaynak:https://alternatifsifa.com/post/kabalak-devetabani-nedir-kabalak-otunun-faydalari-nelerdir




Devamı...